Saturday, January 5, 2013

sığ yorum - 1

Theoretical Computer Science bölümüne mail ile forward edilen bir "event":

==================

Dear all, 

it is a pleasure to announce a second talk (after yesterday's xx xx computer demonstration) by Professor Xx Xx (Xx Xx), currently visiting professor of the Xx Center for Xx Studies, Institute for xx yy, zz ww.

Date:        Noday, 32th of Julyary 20xx
Time:        27:00
Location:  xx xx, xx x

Title: The surprising link between quantum information and functional analysis.
Abstract: In this talk we will exploit an interesting and surprising connection between questions about multi-party entanglement on one hand and questions about Banach space on the other. In doing so we will solve a 35 year old open problem in Banach space theory. In 1975 Varopoulos asked the question of whether the commutative Banach algebra formed by the p-Schatten space  (1 ≤ p≤∞) on the Hilbert space l2 endowed with the Schur product is a Q-algebra. We resolve this question in the positive. No prior knowledge about Banach space theory is necessary.

This is joint work with xx xx, xx xx, and xx xx.

Looking forward to seeing you,

xx xx
Institute for xx xx
xx xx
==================

Varopoulos, arkadaşım senin baska işin yok muydu da onune gelen herseyi Q-algebrasina uydurmaya çalıştın. Elimde bi kabak çekirdeği var mesela su an. Yemem ama misal olsun diye söylüyorum. O da uyuyor mu sence? Hadi sen bir eşşeklik ettin, ortaya oyle bir soru attin. Ya sayin prof xx'e ne demeli. Isi yok Hilbert space ile mi ugrasiyo. Atlamayın kardeşim bi herşeye. Bi akıllı olun da. Ya arkadas insan sorar bir hal hatir, nasilsin iyi misin? Noldu o is halloldu mu yoksa hala bakiniyo musun? Bacanak napti insaat isini? Bi de hani yemek ismarlayacaktin higgs bozonu cikinca. Yoook. Sen savsakla tum bu isleri, beni ez gec, ignore et beni, he refuse et, ondan sonra p-schatten yok Banach. Olm o cikita banachlari alirim ben. Sonra yerim ya neyse tamam uzatmıyorum. Bıktırdınız ya valla billa. Bişeyi de eşittir 3 deyin 5 deyin, bıktım küçük eşittir zıkkımın kökünden. Bi de diyo banach space bilmeseniz de olur. He daha da aşağıla bizi. Belki ben de senin bilmediğin spaceleri biliyorum. Senin yüzüne vuruyor muyum? Metrobüste ne spaceler buluyorum ben aklın şaşar. Sen öyle mal gibi beklersin dışarıda yer yok diye. Yiyosa negative de çöz. Ne güzel öyle positive bakmak. Lay lay lom ne kadar mutluyuz, optimistiz. Pollyanna halt etmiş yanınızda. Gerçek hayat öyle mi ya, hayat açımasız yeğenim. hayat zor. Ekmek Sobolev spacein ağzında. Hay yine döndürsünüz finite element uzaylarına. O değil de bi Erke vardı noldu o ya...


not: varsa böyle maillerler forwardlayın sığ yorumlayayım.

laforizmalaration

bebeği uyanmadan emzirmek, uçağa havada yakıt ikmali yapmak gibidir.

türkiye'de çok büyük software şirketlerinin çıkmama sebebi, gençlerin ilk şirketlerini kurabilecekleri garajların olmamasıdır.

code vardi da biz mi run vermedik

arabanın ön koltuğunda oturmak istiyorsan onu sürmelisin.

eskiden büyük denince yaşlı olan anlaşılırdı, şimdi rakı! (yoksa hep mi öyleydi yahu. ben pek rakıcı değilim de -atıp tutma la o zaman bilmiyosan. büyüğe saygı)

newton kendi tezini sunarken powerpoint mi kullanırdı yoksa latex mi? bence o saydamcı olurdu.

vazgeçmek için onu senden daha çok seven birine mi yenilmek gerekir illa.

bence sanat, bir kere baktıktan, duyduktan ya da hissettikten sonra tekrar bakmayı, duymayı ve hissetmeyi istemektir.

bana referansını söyle, sana tez başlığını söyleyeyim.

big bang theory, sansinizi deneyin, milli piyango!

kadın o kadar güzeldi ki, ancak high order functionlar ile approximate edilebilirdi [braimstorming in collaboration with altuğ :) ]

he never had fuck buddies, just fake buddies.

boundary conditionlar kadın gibidir, sürekli sorun çıkarırlar ama onlarsız birşey çözemezsiniz.

erkekler maldır tamam kızmayın. hatta dana ve öküz ve especially sığır.

eskiden çoçuklar babalarına kendilerini döven çocuğu gösterirlerdi, şimdi tweet atanı...

ilk aşkın ilk aşkı olmamak olmasa ne güzel olmalı ilk aşkla bir ömür boyu...


not: a summary of telefona yazdığım tüm notlar...

Thursday, October 4, 2012

teze ağıt


citemış maytmış anlamadım.
aradım referansını  bulamadım.
denedim aynısını tutturamadım
içimi kuruttu bu doktora

run verdim bitmiyor.
yazdığım denklem tutmuyor.
gözlerimde uyku eksik olmuyor.
hataya küstürdü bu doktora

dedim dost kendin mukayet ol
kopi-peyst yapma, yaratıcı ol
jüriye karşı aman sakin ol
canıma yetti bu doktora


not: ben bitirdim, allah bitiremeyenlere sabır versin.

erhan ne yapmıştır - 6

Yıl yine 2012. Aslında 2011'de de yaptığım mallıklar var ama aklıma geldikçe yazıcam. Tannenbar'dayız. Adından yanlış anlayıp öyle bildiğimiz barlardan sanmayın. Okulun içinde, ucuza kahve çay içebileceğiniz bir mekan. Yabancılar çalışıyor genelde. Gidegele tanıdılar tabi. Hatta bi tane afrikalı abla ben daha kapıdan içeri yeni girdiğim gibi benim çayımı hazırlıyordu. Bazen de sıram gelince, hiçbirşey söylemeden sadece parayı uzatıyordum :) Fazla çay isteyen yok, bir de her gün içince göze batıyorsun.

Neyse, konuya dönelim. Konu aslında çay. Yine Altuğ'la beraber girmişiz içeri.Çay içicez. Bir afrikalı teyze var, sağolsun çok iyi bir insandır. Altuğ'la muhabbeti daha iyi ama ben de konuşurum kendisiyle. O gün ne oldu bilmiyorum ama laf lafı açtı ve konuşmaya başladık. Kenyalı olduğunu söyledi. Müslüman da olduğunu söylemişti galiba. Genelde böyle sohbetleri de Altuğ initiate eder. Kadın dedi siz Türkler çok çay içiyorsunuz galiba. Altuğ'da evet içeriz minvalında kafa salladı sanırım. Sonra da ya Altuğ sordu ya da teyze kendi söyledi:

"We drink a lot of tee". O ana kadar muhabbete çok dahil olmayan Erhan, teyzenin bu lafına karşın hemen birşey söyledi. Sizce bu lafa karşı Erhan nasıl bir tepki vermiştir?

A) Oh really, wow! We also drink a lot.
B) How much does it cost a cup of tea?
C) With or without sugar?
D) Define a lot.
E) It is really hot in there, isn't it a problem?

Geçen sorunun cevabı A. Yani bozuntuya vermeyip, erkekliğe de laf sürdürmeden bildiğin içmeye başladım içkiyi sanki özellikle sipariş vermiş gibi. Bi ondan yudum alıyom bi çaydan. arada bi yumurta yiyorum, bazen kendi mallığıma gülüyorum. Sonra tekrar bi ondan bi bundan. Zaten hepsini de içemedim. Bi halta benzemiyor nasıl içiyor insanlar çözemedim. Gerisini de hatırlamıyorum :b

Wednesday, October 3, 2012

erhan ne yapmıştır - 5

Yıl 2012. Erhan, haftasonu ata binmeye gidecektir. Ata erken gidildiği için kahvaltının da erken saatte yapılması gerekmiştir. Ama Erhan olayı daha da kastırıp, mal gibi delikanlılık yapıp ya dışarıda Kafe Schnaps'ta yaparız kahvaltıyı demiştir. Kafe Schnaps Altuğ ve Ercan'a yakın ama bana daha uzak bir lokasyondadır. Aslında buluşmak için karar verilen saat 9dur ama işte haftasonu moduna hemen giren bir Erhan için erken bir saattir. Sonuçta bi de yola çıkmak için daha da erken kalmak gerekmektir. Erken işte be, neyse.

O zamanlarda sağladığı müthiş zamanlama başarısı ile Altuğlar ile aynı anda gelmeyi başarmıştır. Burası self servis bir kafedir. Daha önce de sık sık geldiği bir mekandır ama bir süredir gelmediği için de menü isimlerini unutmuştur (arkadaş ama yani böyle garip garip isimler yani birbirine benziyor). Ercan sipariş verdikten sonra ben sipariş vermek için atılmışımdır. Amacım küçük bir kahvaltı ile sahanda yumurta almaktır. Kahvaltıya çay da dahildir. Lakin Kafi klein yerine, Kafi schnaps demiştir o sabah mahmurluğunda. Bir de üstüne çay demiştir. Kasiyer hiç oralı olmadan hazırlık yapmaya başlar. orayı açar, buradan birşey döker, oradan başka bir şey katar bardağa. Ben ise napıyo bu ya, ya da acaba başkasına için mi hazırlıyor demeye kalmadan kadın içine koyacağı başka birşeyi bana sorar. Ben de, nasıl ya ni bile diyemeden mal gibi, ja ja derim.

Uzatmayayım, kadın bana sabahın köründe içki hazırlamış olur. ben de bir elimde çay, diğer elimde sıcak schnaps ile dışarıda Altuğ'nun tuttuğu masaya giderim. Soru şu, Altuğ olm elindeki ne diye sorunca Erhan ne cevap vermiştir:

A) Özellikle siparişini verdim zaten. Bak huuup oh be, öhhö öhhö, çok güzelmiş. Ne güzel sabah sabah kendime geldim.
B) Ya yanlışlıkla söylemişim be. Sanane içerim içmem keyfimin kahyası mısın? Slk.
C) Yok ya bu içki değil, pekmez suyu. Yanımda getirmiştim de, rica ettim sıcak su. İçine atıp karıştırdım, isten mi biraz?
D) Çay? - Hayır diğer elindeki. Hee o mu, ya bu kimin ya. Acaba yanlışlıkla başkasınınkini mi aldım. Sorayım ben şunu bi içeriye bırakayım. Entschuldigung, was ist das? ist das was das ist? Haa ok, alles klar. Benimmiş :|
E) Öpüjem.


Geçen sorunun cevabı:

2010 yılında, yani iki sene önce o soruyu hazırladığımda cevabı belliydi:

A) Hiçbirşey olmamıştır.

Cevabı böyle olan bir soru içinde extra bir post yapmak da istememiştim o zaman ama aslında hep olağanüstü birşeyler olsun istiyordum içimden. Şu an aslında yine benzer bir durumdayım ama cevabımı değiştirmek istiyorum tam inanamasam da hala:

E) Hayat olağanüstü zaten.

erhan ne yapmıştır - 4

Yıl 2010 Son bir sene de erhanın başından üzücü, yorucu, bez-drable şeyler geçmiştir. Hayat onunla oyun mu oynuyordur diye düşünmüştür ama ses çıkarmamıştır sonra hayata işi düşer yine diye. Uzun bir maratondan sonra tezini bitirmiştir. Sunmuştur. Mezun olmuştur. Sonra şansı yaver gitmiş ve post-doc da bulmuştur. Gerçekten iyi bir yerdir. Ama istediği orası mıdır? Eski isteklerinin bir anlamı kalmış mıdır? Bilememektir ama sorgulamaya devam etmektir. Sorgulamak ise onun sinirlerini bozmaktadır. Ama sonra nedense olağanüstü birşey olmuştur. 

Ne olmuştur?

A) Aslında hiç bir şey olmamıştır.
B) İyi orta gol getirmiştir.
C) Vuvuzela sorununu GMRES ile çözmüştür.
D) Başka bir yerden daha teklif almıştır.
E) Hayat olağanüstü zaten.

Miray hepsini bilmişti, bence bu sefer tutturamaz. Kitabın arkasından sordum çünkü.

Geçen sorunun cevabı: A-B-C-D.

Motivasyonu yüksek tutmaya çalışıp tezin kabasını bitirmiştir. Gecesi gündüzüne karışmıştır. Beyni dönmüştür, başı dönmüş, midesi bulanmış, elleri tutmaz olmuştur. Hocadan biraz süre de almıştır ama bir şekilde halletmiştir işlerini (kendime not: bir daha doktora yapma). Panik atak da olmuştur doktora sonrasını halledemediği için. görünmez de olmuştur. aslında öyle sanıyordur, zira görünmezlik iksiri diye içtiği şey pekmezdir. E şıkkını yazdığı için heyecanlanmamıştır ama keşke soru iptal olsaydı diye çok düşünmüştür.

Şimdi oldu yıl 2012. yeni ne yapmıştırları ekleyeceğim yakında. o zaman bu sorunun cevabını da iki sene sonra vermiş olurum.

erhan ne yapmıştır - 3

Yıl 2009. Erhan tezini bitirmeye çalışmaktadır. Hiç ara vermeden ve çok az uyuyarak kodlama ve yazma işlerini yetiştirmesi gerekmektedir. Ama onun aklı başka yerdedir. Konsantrasyonunu yitirince de blog'una ilginç birşeyler yollayım bari düşüncesinden hareketle "erhan ne yapmıştır" tarzında bir olaya girer. Erhan aslında böyle biri işte, deme maksadındadır. Ama günler geçmeye başlayıp deadline yaklaşınca bizim Erhan'ı bir telaş alır. Bununla beraber, makaleden havasını alınca iyice kafası karışır.

Soru: Erhan ne yapmıştır?


A) Olsun abi, yaparım bitiririm ben bunu diye motivasyonunu yüksek tutmuştur.
B) Ulen hocadan extension mı istesek ne yapsak diye düşünmüştür
C)Tezle beraber post-doc konusunda pek ilerleme kaydedememesinden dolayı iyice panikleyip panik atak olmuştur.
D) Dünya ile iletişimini kesip, invisible olmayı tercih etmiştir ama blog'una entry yollayıp kendisi ile çelişmektedir.
E) İlk defa E şıkkı yazmaktadır, çok heyecanlanmıştır.

Bu soru da hata olabilir, ösym'e iptal eder mi acaba?

Geçen sorunun cevabı:

C) Kızla hiç oralı olmamıştır. Aklında, yanında getirdiği mp3 cd'sini bilgisayara takıp dinlemek vardır.

Kız o kadar sevecen ve cana yakındır. Yani Erhan, "Boşver ya interneti, sen işini bitir sonra çıkalım dolaşalım" dese, kız hemen gelecektir. Ama Erhan hı hı türküm he he diye kızı geçiştirmiştir (mallık 1). Kız kibarca iyi günler size demiştir - (ama içinden amma hödükmüş demiştir muhtemelen). Erhan internet explorer'ı açar. Sonra çantasından cd'yi çıkarır. Siemens Nixdorf bilgisayarın kasasına bakar cd-rom sürücüsü için. İlk baktığında göremez. Biraz daha bakar. Ya bu kasa alengirli biraz, başka bi tarafta olmasın der. Aranır, taranır bulamaz. Sonuç, cd sürücüsü yoktur(mallık 2). Allah'ın sopası yok işte böyle ders veriyor. Erhan hal ve hareketlerinden dolayı hayli (also highly) pişman olmuştur. Bir daha kütüphaneye gidemeyen Erhan, şehir merkezindeki alışveriş merkezinin (kaufhof) üst katındaki internet kafeye gitmeye başlamış (ki aynı kata daha önce de çıkmış ama bakar kör olduğu için eşşek kadar kafeyi görememiştir) ve beş beş saymıştır paraları..